Umberto D.



“Filmler, dünyayı bizim gözlerimiz

önüne serip bizlere tesir ettiği

müddetçe gerçektirler.”

Siegfried Kraucauer

İtalyan Yeni Gerçekçi (Neo Realismo) sinemasının önemli filmlerinden biri ;

 Vittorio De Sica'nın

 1952 yapımı 

Umberto D. 'si üzerine... 


Önce biraz yeni gerçekçilikten bahsedelim.  II. Dünya Savaşı sonrasında İtalya'da ortaya çıkmış bir akım ; amacı toplumun gündelik sorunlarını, sıradan meseleleri sinemaya yansıtmak . Mussolini'nin "pembe salon filmlerine tepki" olarak çıkıyor ve şunu söylemek istiyor : Biz daha yeni savaştan çıkmışız halimiz perişan, hayalleri bırakın da gerçeklere bakın! 

Hani hep sorulan bir soru vardır ya "sanat toplum için midir, sanat sanat için midir? " işte bu soruya İtalyan Yeni Gerçekçiliği şu cevabı veriyor : "Sanat, toplum içindir." 

Akımın öncülerinden Cesare Zavatti'nin bu akımla ilgili söylediği şu sözler konuyu daha iyi  açıklığa kavuşturacaktır :

“Efsanelerin altına gömülmüş olan gerçek yeniden tomurcuklandı.Ve sinema dünyayı yaratmaya başladı. Bir ağaç vardı, bir ihtiyar adam, bir ev, yemek yiyen bir insan, uyuyan bir insan, ağlayan bir insan..." 

Cesare Zavattini 

Ben işin teknik ve tarihsel kısmına fazla girmeyeceğim zaten bu konuda yeterli bilgiye sahip olduğumu düşünmüyorum fakat şöyle bir özet geçmek istedim. Burası kişisel ve kafasına göre takılan bir blogtur, hatırlatmış olayım :) 

Gelelim Umberto D. 'ye... 

Önce yalnız adam Umberto D. ile tanışmanızı isterim . Kendisi bir pansiyonda kalmakta fakat bu pansiyonun parasını ödemekte zorlanan yaşlı amcamızdır.


Umberto D., Flike isimli köpeğiyle burada kalır. Köpeği Flike, Umberto'nun bu hayattaki en önemli ve tek bağıdır diyebiliriz. 


Pansiyonun sahibi olan bu şirret kadın, kendisinden başkasını düşünmeyen heva ve hevesleri peşinden giden bencil bir karakterdir.  Umberto amcamız parayı ödeyemediği için pansiyonda kalmasını istememektedir.


Pansiyonumuzun üçüncü ve son karakteri, pansiyonda hizmetçi olan kendisi tatlı fakat talihi acı mı desek yoksa biraz akılsız mı desek tam bilemediğim  Maria'dır. Bence biraz akılsızdır. Fakat merhametlidir, Umberto amcamıza sahip çıkmaya çalışır.


Şirret pansiyon sahibinin baskılarına dayanamayan ve kaldığı gecelerin ücretini ödemekte zorlanan Umberto D., hastaneye gidip bir müddet orada kalmaya karar verir. Hastaneden bir ekibi pansiyona çağıran  Umberto, onlara hasta olduğunu söyler ve hastaneye giderler. (Köpeği Flike'yi Maria'ya emanet eder) 


Hastane sahnesini görünce kendimizi önce kilisede hissederiz. Çünkü burada hemşireler aynı zamanda rahibedir. İtalya hastanelerinde manevi danışmanlığı o zamanlar da görüyoruz yani 😊


Umberto'nun pansiyon arkadaşı olan Maria'nın, hastane ziyaretine tek muzla gelmesi dikkat çekici bir sahnedir . Bu sahne toplumun yoksulluğunu gösteren önemli bir detaydır diyebiliriz. 



Umberto D. 'nin hasta olmadığı bir süre sonra anlaşılır ve birkaç gün sonra çıkışı yapılır. 


Ve yeniden kürkçü dükkanına döner. (Bu sahnede pansiyonda kalan bu üç kişiyi de görmüş oluyoruz. ) 



Fakat döndüğünde odasını bıraktığı gibi bulamaz ve bir inşaatla karşılaşır. Pansiyon sahibi evleneceği için bu odayı da oturma odası olarak kullanmak istemektedir. Ayrıca Umberto D. 'nin pansiyonda çalışan kıza emanet ettiği köpeği Flike kaçmıştır. 




Bu duruma daha fazla dayanamayan Umberto D. nereye gideceğini bilemesede pansiyonu terk eder ve önce Flike'yi aramaya gider.. 



Hayattaki tek bağı olan Flike'yi şükür ki bulur. Umberto D. 'nin Flike'ye bir sarılma sahnesi vardır ki iç burkar... 


Flike'yle dolaşırken sokakta dilenen bir adam görürler. Flike, dilenciyi taklit eder.
 




Filmin bence en etkileyici kısmı bu sahnedir. Umberto D. öyle çaresizdir ki dilencilik yapmaya karar verir. Yanından geçen adama önce elini açar sonra vazgeçer. Hem çaresizdir hem de dilenciliği kendine yakıştıramaz... :(


Hayatın kendisi için artık yaşanamayacak bir yer olduğunu hisseden bununla beraber Flike'yi emanet edecek bir yer bulamayan Umberto D. amcamız en sonunda köpeğiyle intihar etmeye karar verir ve demir yoluna gider. Fakat trenin önüne atlamayı düşündüğü sırada Flike onun kucağından kaçar. O da intihar etmekten vazgeçer. Flike, Umberto D. amcamıza küsmüştür. 
Umberto D., Flike'nin peşinden gidip onun gönlünü almaya çalışır. 

...... THE END...... 

* Bu filmi De Sica babasına atfetmiştir. 

 De Sica'nın böyle basit görünen bir hikayeyi seyirciyi sıkmadan izlettirebilmesini hem de bu acı gerçekliği duygu sömürüsüne bulaşmadan fakat duyguyu da bertaraf etmeden yansıtabilmesini çok kıymetli buldum. 


Bu filmi Muhsin Bey'e benzetenler olmuş. yalnız adam filmi diye :)  Ama ben Muhsin Bey'i kimseye benzetemem. Bir gün size ondan bahsetmek isterim. 😊 


 Ha birde filmi Bisiklet Hırsızları'ndan daha çok sevdim. ✨

#thismoviebreaksmyheart #sinema

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bana Üsküp'ten soruyorlar ... I

Ramazan Geçerken(1443)

Gidelim Buralardan